İlias Venezis / Hakiki hikaye anlatıcıları unutulmaz
Geçen hafta Midilli'deki kitapçıda süreli yayınlar rafını karıştırırken elime Yunanca edebiyat dergisi The Books Journal geçti. Mayıs sayısının sayfalarını karıştırırken “Röportaj Arşivi” köşesinde Ayvalık doğumlu Yunan yazar İlias Venezis'in “Edebiyat ve Gerçekler” başlıklı söyleşisini görünce dergiyi satın aldım. Bu bir radyo röportajı. Yazarın ölümünden beş yıl önce, 1968'de önce radyoda yayımlanmış. Ardından Akropolis gazetesi sayfalarına aktarılmış. Venezis, röportajda romanları arasında en çok Eolya Toprağı'nı sevdiğini söylüyor. 1930 kuşağı yazarlarının Yunan edebiyatındaki saygın yerini yıllar boyunca neden ve nasıl koruduğunu anlatıyor. Ölümünün 53'üncü yılında yazarı bu röportajla analım...
Kitaplarınız etkileyici satış rakamlarına ulaşıyor. 30 yıldır Yunan okurların en sevdiği yazarlar arasındasınız. Her kitabınız 30-40 bin satıyor. Bu müthiş başarıyı nasıl açıklıyorsunuz?
- Ben nasıl açıklayabilirim ki? Belki de siz bir açıklama getirebilirsiniz... Kesinlikle tuhaf, fenomenal bir durumla karşı karşıyayız. İki Yunan yazarın– kendimi ve Mirivilis'i kastediyorum- 35 yıl önce eserleri ortaya çıktı. Her ikimizin de ilk kitapları şaşırtıcı tiraja ulaştı. Bundan sonra dünyadaki gelişmeler hayatın ritmini, genç kuşağın sanata yaklaşımını, anlatım biçimlerini, öznesini ciddi şekilde etkiledi. Yeni akımları temsil eden yeni yazarlar ortaya çıktı. Bununla birlikte ilk kuşağın kitapları yerini korudu. Neden? Çünkü bu kitaplar gerçek hikaye anlatıcılarının eserleri. Günümüzün okurları bir zamanlar babalarının okuduğu gibi bu kitapları okuyor. Muhtemelen nedeni şu: Okur bu kitaplarda küçük kişisel öyküler, sıradan günlük olaylarla karşılaşmıyor. Yerine, büyük ve ortak ulusal öyküler ve toplum anlatılıyor: 1922 faciası, Anadolu trajedisi ki modern Yunan tarihindeki en acı olaydır, 1821 Devrimi...
Fakat biz bu olayları tarihçinin bakış açısıyla anlatmıyoruz. Kitaplar muhtemelen edebiyatın daha temel amaçlarına hizmet ediyor: Olaylara odaklanmak yerine bunları yaratan çağa derinden bakış yöneltiyor.
Günümüzde tarih daha çok ilgi çekiyor. Edebiyat da seviliyor ama tarihsel olaylarla ilintili olmayan türleri.
Günümüzün entelektüellerini nasıl buluyorsunuz, özellikle genç yazarları? Önemli bir katkıları var mı sizce?
- Gençler hep zihnimizde olmalı, onlara şefkatle yaklaşmalıyız. Günümüz gençlerinin babalarından daha iyi olduğuna inanıyorum. Şunu kabul etmeliyiz ki onlara tehlikelerle, krizlerle dolu bir dünya devrediyoruz. Bununla birlikte insan gücünün yüceliğini, uzaya seyahat edebilecek bilgi birikimini bırakıyoruz. Tüm bunlar trajik ve çelişkili. Günümüz gençliği bu durumu görüyor ve altında ezilmeden hayatta kalmayı başarıyor. İstisnaları dikkate almayın. Bunun yerine bizim yerimizi almaya hazırlanan temiz yüzlü, asil ruhlu genç kuşağa odaklanın. Bizden daha iyi eğitim aldılar. Bizimkinden daha etkin silahlarla hayat savaşına başladılar. Rüya görmüyorlar, zamanlarını boşa geçirmiyorlar. Düşünüyorlar ve eyleme geçiyorlar.
Genç kuşak edebiyatçılar hakkındaki düşünceleriniz?
- Şunu da eklemek isterim ki, edebiyat alanında kuşaklar arasında önemli bir kırılma yaşandı. 1930 kuşağı ile sonrasında gelen kuşak arasında büyük bir mesafe oluştu. İki kuşağı bu mesafe birbirinden ayırdı. Bizi takip eden kuşak atom çağı insanlığı ile modern dünyayı yansıtacak yeni ifade biçimleri bulamadı. Şimdi bu konu genç kuşakların, evlatlarımızın ödevi.
Edebiyatın toplumumuzda yaşanan “modern Yunan yaratıcılığı” sürecine katkısı olabilir mi?
- Kesinlikle... Edebiyat, genelde sanat, insanoğlunu rahatlatır, yardımcı olur. Okurunu sağlam bir gerçeklik zeminine yerleştirip güven duygusu aşılar. Hayal kurmalarına ve inanmalarına yardımcı olur.
Hangi eserinizi edebiyata büyük bir katkı kabul ediyorsunuz?
- Size ne söyleyebileceğimi bilmiyorum. Herhalde en çok Eolya Toprağı'nı seviyorum. Çünkü bu romanda hafızamın derinlerine gömülmüş, bununla birlikte beni mutlu etmeyi hep sürdüren kayıp dünyayı anlattım.
Eserleriniz pek çok dile tercüme edildi. Bu sizde ne gibi bir duygu yaratıyor?
- Kişisel odaklı bir yanıt vermemeyi tercih ederim. Kitaplarım tüm Avrupa dillerinde satışta. Tekrar tekrar tercüme edildiler, farklı pek çok baskıları yapıldı. Örneğin Eolya Toprağı, Almanya'da dört farklı edisyonda yayımlandı. Biri sadece öğrencilere yönelikti. Kitaplarımdan bölümler okul kitaplarında alıntılandı. Özellikle Batı Almanya'da ortaokul kitaplarındaki alıntılardan bahsediyorum. Romanlarım İskandinav ülkelerinde kayda değer bir başarıya ulaştı. Sık sık Finlandiya, Norveç, İsveç gibi okurunu tanımadığım ülkelerden mektuplar geliyor. Bu okurlar Yunanistan'a beni bulmaya geliyor. Bir İskandinav ülkesi okurunun Yunan yazarın yazdığı kitapta neyi keşfettiği araştırılmaya değer. Huzur romanım bu yıl Paris'te yayımlanacak. Mahkum 31328 ise Profesör Roland Hampe tarafından Almancaya tercüme edildi. Yayımlanmak üzere.
(15 Ocak 1968 / Akropolis gazetesi)

